BİZİ YALNIZ BIRAKMAMAK İÇİN LÜTFEN ;

18.01.2010

ADAÇAYI

Eğer dikmişsen adaçayını bahçeye, ne gerek var ölmeye!”


Adaçayının eski çağlarda da ne büyük bir övgü ile anıldığını, çok eski bir şifalı bitki kitabı şöyle anlatıyor: “Kutsal Meryemana, Bebek İsa ile Herodes’un gazabından kaçmak zorunda kaldığında, kendisini saklamaları için, çayırdaki tüm çiçeklerden yardım istemiş, ama hiçbir çiçek ona yanıt vermemiş. İşte o zaman adaçayı eğilmiş ve Meryemana sığınacak bir yer bulmuş. Onun sık ve koruyucu yapraklarının arasına girerek Herodes’un askerlerinden saklanmış ve askerler onu görmeden geçip gitmişler. Tehlike geçiştirildikten sonra, saklandığı yerden çıkan Meryemana, tatlı sesiyle adaçayına şöyle demiş: Bu andan sonra sonsuza dek insanların en çok sevdiği çiçek sen olacaksın. Seni, insanları tüm hastalıklardan koruyacak kadar güçlü kılıyorum. Bana yaptığın gibi, onları da ölümden kurtar!” İşte o zamandan beri adaçayı, insanları iyileştirmek ve onlara yardım etmek için her yıl yeniden çiçekleniyor.

ADAÇAYININ FAYDALARI:
Adaçayı sıkça içildiğinde tüm bedeni güçlendirir, kalp krizi tehlikesini azaltır ve kötürümlüklerde çok yaralıdır. Gece terlemelerinde ve aşırı terlemelerde, lavanta çiçeğinin yanı sıra, yardımcı olabilecek tek bitkidir. Gece terlemesine neden olan hastalığı iyileştirir ve bu hastalıkla el ele giden aşırı güçsüzlüğe, canlandırıcı etkisi sayesinde son verir. Hastalık sonrası güçsüzlük hallerinde başarıyla kullanılabilir. Pek çok doktorun, adaçayının değerli özelliklerini artık iyice tanımış olduklarını biliyoruz (Referans1: M.Treben). Onu kramplarda, omurilik rahatsızlıklarında, beze hastalıklarında ve organ titrekliklerinde büyük bir başarıyla kullanıyorlar. Yukarda belirtilen hastalıklarda, günde 2 su bardağı çay yudumlanarak içilmelidir. Adaçayı, hasta karaciğeri de çok olumlu etkiler, onunla ilgili tüm rahatsızlıkları giderir ve gazları yok eder. Kan temizleyici etkisi vardır. Solunum organlarını ve mideyi balgamsı salgılardan temizler, iştah açıcıdır. Mideyi ve bağırsakları rahatlatır, gazların dışkılanmasını sağlar. Kramp çözücü etkisi sayesinde, ishalde çok rahatlatıcıdır. Böcek sokmalarında, sokulan bölgeye adaçayı yaprağının tozu uygulanır. Adaçayı, dıştan uygulandığında, yaprağın tozu uygulanır. Adaçayı dıştan uygulandığında (Çalkalama ve Gargara), bademcik iltihabı, boğaz hastalıkları, diş iltihaplanmaları, yutak ve ağız boşluğu iltihaplanmalarında veya ülserlerinde özellikle önerilir. Eğer zamanında adaçayı kullanılmış olsaydı, pek çok çocukta ve yetişkinde bademcik ameliyatına gerek kalmayabilirdi. Bedenimizin polisleri olarak, zehirli maddeleri yakalayan ve zararsız hale getiren bademcikler alındığında, ağızdan giren zararlı maddeler doğruca böbreklere ulaşırlar. Adaçayı, sallanan dişlere, dişeti çekilmesine ve kanamasına karşı da (Çalkalama ve Gargara) başarıyla kullanılabilir veya bitki çayına batırılan pamuk hasta bölgelere uygulanır. Ayrıca dıştan kullanımda da, gargara ve çalkalamaların yanısıra yara kompresi olarak da kullanılabilir. Sinirli ve yorgun olan kişiler ve dölyatağı (rahim) hastalığı çeken kadınlar arada sırada adaçayı oturma banyoları almalıdırlar. Zayıf ve güçsüz çocuklara balla tatlandırılarak içirilir. Bu çay, tahriş kaynaklı öksürüklerde de başarılıdır. Şifalı bitki olarak kullanılmasının yanı sıra, adaçayının çok değerli bir baharat olduğunu ve böylece mutfaklara girdiğini de unutmamak gerekir.

UYARILAR:


Adaçayının aşırı kullanımında kan basıncı (tansiyon) yükselebilir. Dölyatağı (Rahim) kaslarını uyardığı için, gebelik sürecinde kullanılmaz. Annelerin süt üretimini durdurur. Önerilen dozajlara uyulduğunda, bilinen başka bir yan etkisi yoktur.


Kullanım Biçimleri:


Çay hazırlamak: Yarım veya bir tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış kuru yaprak, bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır ve üstü kapalı olarak 10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak içilir. Taze bitki kullanılması durumunda 4-5 dakika demleme süresi yeterlidir.

Çalkalama/Gargara: 2-3 tatlı kaşığı kurutlmuş ve ince kıyılmış yaprak, 2 bardak soğuk suya eklenir ve ateşe konur. kaynamaya başlayınca ocaktan indirilir ve üstü kapalı olarak 15 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde pek çok kere 5-10 dakika süreli gargaralar yapılır.

Tentür Kullanımı: Günde 3 kere, 15-20 damla kadar D2 inceltisindeki tentür, yarım kahve fincanı suya eklenerek alınır. Çay olarak kullanılabildiği her yerde tentür de kullanılabilir.

Karışımlar: Gargaralarda ve çalkalamalarda kekikle, sindirim sorunlarında ise Mayıs papatyası ile eşit oranda karıştırılır.

Adaçayı Sirkesi: Geniş ağızlı bir şişe, çayır adaçayı çiçeği ile doldurulur, çiçeklerin üstüne çıkacak kadar doğal üzüm sirkesi eklenir ve şişe 14 gün güneşte veya sıcak bir ortamda, arada bir çalkalanarak bekletilir ve süzülür.

Oturma banyosu: İki avuç dolusu yaprak soğuk suda gece boyunca bekletilir. Ertesi gün kaynama derecesine kadar ısıtılır, 5-6 dakika demlendikten sonra süzülür ve banyo suyuna eklenir.

17.01.2010

Karakalem portre çizimi

En temel resim malzemesi


En Temel resim malzemesidir Kurşun Kalem. Resme başlayanların mutlaka üzerinde çalışması gereken Kompozisyon ve ışık-gölge tekniklerini kara kalem resimlerle geliştirmek en uygun çalışma yöntemi olacaktır. Boyaların kendilerine özelliklerini ve teknik zorluklarını bir kenara bırakarak, kara kalem çalışmalarla resme ilk adımınızı atabilirsiniz .
1) Objelerin taslaklarını çıkartın
Kağıdınız üzerine objeleri yerleştirmenize yardımcı olması için kağıdınızı eşit büyüklükte karelere bölebilirsiniz. Üç objeji de sadece Kontür olarak 2B kaleminizi kağıda fazla bastırmadan kağıda yerleştirmeye çalışın. Objelerin ayrıntılarına girmeyin ve yanlışlık yapmaktan korkmayın.

2) Taslağı tamamlayın
Objelerin kağıt üzerine Yerleşimi sizi tatmin ediyor ise şişe ve sürahi üzerindeki küçük detayları ekleyebilirsiniz. Kağıda doğru yerleşmiş ve birbirleriyle doğru ilişkilendirilmiş nesneler gölgelendirmeye hazırlar.
3) Şişeyi gölgelendirin
Işığın nesnelerin üzerine nasıl düştüğünü dikkatlice inceleyin. Kömür kalemle çalışmaya başlayarak gölgelendirmelere başlayın. Sivri uçlu kömür kalemle yapacağınız sert ve yumuşak kalem darbeleriyle ışıklı bölgelere geçmemeye dikkat ederek şişeyi gölgelendirin. Şişenin yuvarlak formunu vermek için Dönen formunu takip eden çizgiler kullanmaya çalışın.

4) Bardağa form kazandırın
Şişenin ağzı gibi detayları kömür kalemin ucunu iyice inceleterek çalışın. Ardından bardağa dönün sağ yanındaki Gölgeli bölgeyi oluşturmak için kaleminizi biraz daha bastırarak kullanın. Solundaki ve üst tarafındaki ışıklı bölgeleri boş bırakın.
5) Sürahi üzerinde çalışın
Çizimini tamamladığınız bölgelerin üzerine bir parça kağıt yerleştirin ki, kurşun kalem kağıt üzerinden dağılıp Resminizi kirletmesin. Ardından sürahiyi gölgelendirmeye başlayın. Yine ışık alan bölgeleri açıkta bırakarak dikey çizgilerle gölgelendirme yapın.

6) Sürahiyi biraz koyultun
Kademe kademe ilerleyerek nesnelerin üzerine düşen gölgeleri koyulaştırın. Gerek gördünüz alanlarda ışığı belirginleştirmek için silginiz ile kurşun kalem lekelerini silerek daha parlak ışık olurturabilirsiniz
A Kağıda yerleştirme
Nesnelerin detaylarına girmeden önce Kompozisyon genel hatlarıyla kağıda yerleştirildi ve objelerin birbirlerine olan orantıları kontorl edildi.

B Kurşun kalem kullanmak
Hata yapma ihtimaline karşı taslak 2B kalemle çizildi. Ardından çalışma kömür kalemle tamamlandı. Kömür kalem neredeyse tüm kurşun kalem izlerini gizledi. Unutmayın kurşun kalem kömür Kalemden daha açık tonlar yaratır ve daha yumuşak bir sonuç verir.

C Üç boyutlu görüntü
Natürmortta gördüğünüz üç nesne de yuvarlak forma sahipler. Bu etkiyi kağıda taşımak için Kontür Çizmek yeterli olmayacaktır. Bu sebeple gölgelendirme objelerin formlarını ortaya çıkaracak şekilde yapıldı.

15.01.2010


HER DERDE DEVA MEYAN KÖKÜ

   Merhaba:
   Sizlere her derde deva Meyan kökünden bahsetmek istiyorum. Çevremdekilerden gözlemlediğim kadarıyla bir çok insan henüz bu şifa kaynağından haberdar değil.Ülkemizde bolca yetişmesine rağmen henüz adını bile bilmiyoruz bir çoğumuz.Soğuk algınlığından tutunda  ülsere kadar bir çok hastalığa derman.Özelliklede akciğer ve karaciğer hastaları için tam bir şifa kaynağı olarak biliniyor.

   Ben bu konuda geniş çaplı bir araştırma yaptım ve bu bilgileri sizlerlede paylaşmak istedim. Bakın bu mucize bitki nelere iyi geliyor.


Türkiye'de dere ve nehir kenarlarında bulunan meyan kökünün, mide ülseri, hepatit veprostat kanseri başta olmak üzere birçok hastalığın tedavisinde şifa kaynağı olduğu bildirildi.


Fatih Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi ve Klinik Biyokimya Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ramazan Yiğitoğlu, meyan kökünün kaynatılarak ve suyu içilerek elde edilen ekstresinin çeşitli hastalıklara faydalı olduğunu söyledi.

Meyan kökünde, 'saponin, glisirizin, flamorait, kumarin, izoflavan' gibi günümüz tıbbında ilaç olarak kullanılan birçok yararlı madde bulunduğunu belirten Yiğitoğlu, "Bronşit, mide ülseri, soğuk algınlığı, öksürük, egzama, prostat kanseri, hepatit, artrit gibi iltihabi hastalıklar ve karın ağrılarında spazm çözücü gibi çok amaçlı kullanılmaktadır" dedi.

Yiğitoğlu, bronşit hastalığında faydalı olduğu bilinen saponinlerin, bakteri öldürücü ve virüs enfeksiyonlarına karşı ilaç olarak kullanıldığını ifade ederek, "Kumarin, antitirombosit etkiyle pıhtılaşmayı önleyici olarak damar sertliğinde yararlı olmaktadır. 2000 yılında ASCO Dergisi'nde yayımlanan birkaç makalede PC-SPES prostat kanserinde umut adıyla lanse edilen 8 bitkinin özünden oluşan ilaçtaki bileşenin biri de meyan köküdür. Meyan kökü kullananlarda potasyum kaybı olacağından, günde en az 1 adet muz yada 5-10 adet kayısı gibi potasyumdan zengin olan gıdalar yenilmeli" dedi.

"Beyin-damar, böbrek, karaciğer hastaları tüketmemeli"

Beyin-damar hastalığı, böbrek ve karaciğer rahatsızlıkları olan kişilerin, çeşitli yan etkiler görülebileceği için meyan kökünü tüketmemeleri gerektiğini kaydeden Yiğitoğlu, meyan kökü kapsülünün, iltihap önleyici etkisi olduğu için hepatit hastalığında ise günde düşük dozda (200 mg) kullanılmasının yararlı olduğunu söyledi.
Yiğitoğlu, yüksek dozda ve 6 haftadan fazla meyan kökünün kullanılması durumunda toksik etkiler görülebileceği uyarısında bulunarak, 2-3 hafta kullanıma ara verilmesi gerektiğini belirtti.
Meyan kökünün, yüksek tansiyon, kalp atım düzensizliği, sodyum tutulması, potasyum kaybı, erkeklerde cinsel istek kaybına yol açabileceğine dikkat çeken Yiğitoğlu, "Kalp ilacı Digoxin kullananlarda bu yan etkiler daha fazla görülebilir. Tansiyon ve idrar söktürücü ilaçlarla da birlikte kullanılmamalıdır. Kanın pıhtılaşmasını önleyen ilacını kullananlarda da meyan kökünün, pıhtılaşmayı önleyici etkiyi artırabileceği göz önünde bulundurulmalı" dedi.
Yiğitoğlu, "Mide ve on iki parmak bağırsağı ülseri olan hastalar, günde 200-600 mgağızdan içilen kapsülleri 4-6 haftayı geçmemek şartı ile kullanmalı. Kabızlık nedeniyle ilaç kullananlar, meyan kökünü kullanırken potasyum kaybına karşı muz ve kayısı gibi meyveleri tüketmeli" diye konuştu.

Yiğitoğlu, meyan kökünün baş ve karın ağrısı, vücutta sıvı birikmesi (ödem) gibi yan etkiler de yapabileceğini dile getirdi. Meyan kökünün, 100-520 miligramlık kapsül şeklinde ya da sıvı şeklinde özünün tüketilebileceğini belirten Yiğitoğlu, "Meyan kökü, çay ya dasakız şeklinde de kullanılabilir" dedi.
Prof. Dr. Ramazan Yiğitoğlu, meyan kökü çayının yarım bardak kaynatılmış suya 2-4 gram meyan kökü atılarak, 5 dakika dinlendirildikten sonra içilebileceğini sözlerine ekledi.
alıntıdır...

Kulak ağrısı için neler yapılabilir....

Son günlerde sıkca rastladığımız kulak ağrılarını dindirme yöntemleri hekime gidene kadar basit uygulamalar....

Kulak ağrısı geceleri daha fazla rahatsızlık verir. Uykuya daldığınızda her şey normal görünür ama östaki kanalı rahat boşalamaz. Ve gece yeterince yutkunmadığınız için yeterince hava girişi de olmaz.Orta kulaktaki hava etraftaki dokular tarafından kullanılır ve negatif basınç oluşumuna neden olur. Bu da kulak zarının içeri doğru emilmesi demektir....

Kulak ağrısı çekiyorsanız doktorunuzu görmeniz gerekiyor demektir. Ancak o zamana kadar ağrıyı dindirecek basit önlemler şunlardır....

Saç kurutma makinesi kullanın. 10 cm. mesafeden ılık hava ve düşük fan hızında kurutma makinesi ağrıyı azaltacaktır.

Kulak kepçenizi hafif hareketlerle oynatın. Eğer ağrı duyuyorsanız bu muhtemelen dış kulak yolu enfeksiyonudur. Eğer ağrı yoksa orta kulak iltihap da olabilir.

Bir parça sakız çiğneyiniz. Östaki kanalının açılması için oldukça faydalıdır. Birçok kişi uçakta bunu deneyerek faydasını görmüştür.

Esneyin. Yine östaki kanalını açarak etki gösterir.....Ve bir iki damla soğan suyu da çok iyi gelirayrıca ılık az tuzlu su damlası...Bunlar basit önlemler muhakkak hekime baş vurmak gerek ağrı kesildikten sonra....

makyaj sanatı




Makyaj yapmanın püf noktaları:
Evet makyaj bir sanattır makyaj isminden de anlaşılabileceği gibi beğenmediğimiz yerlerimizi makyajla daha güzel hale getirmek bunu yaparken de mutlaka bir uzman önerisinde yapılmalı kötü bir makyaj asla bir makyaj değildir.gereğinden daha çok bir makyaj veya daha az sürülmüş makyaj güzelliğimize güzellik katmayacağı gibi bizim o gün içerisinde negatif hale düşmemizi sağlar bu yüzden yüz şeklimize ve renk tonlarımıza uygun şekilde olmalı bakınız ,Güzellik ve Bakım Uzmanı Mine Ülgezer, yüz şekline göre makyaj teknikleri hakkında bilgi verdi. İşte yüze uygun iyi bir makyajın püf noktaları…

Oval Yüz
İdeal yüz şekli olarak benimsenen oval yüz, yanaklarda genişleyip, çenede incelen yüz şeklidir. Oval yüz için düzeltme gerektirmeyen tek yüz şeklidir diyebiliriz ve diğer yüz şekillerine yapılan tüm müdahaleler, yüzü ovale yaklaştırmak içindir. Bu yüz şeklinde makyaj yaparken dikkat edilmesi gereken tek husus köşeli çizgilerden kaçınmaktır ve çizgiler olabildiğince yuvarlak uygulanmalıdır.



Yuvarlak Yüz
Yuvarlak yüzlerde daha anlamlı bir makyaj elde etmek için yüzün dış bölümlerine mutlaka müdahale edilmelidir. Özellikle çene ve elmacık kemikleri belirgin hale getirilmelidir. Bu tür işlemleri yapabilmek için cilt rengine uygun açık ve koyu olmak üzere iki fondotene ihtiyaç vardır. Yüze ten rengine uygun fondöten uygulandıktan sonra baz fondötenin 1,5 – 2 ton koyusu ile geriye çekmek, görüntüsünü yumuşatmak istediğimiz kısımlar gölgelenir. Yüzün üst bölümünde, kulak kenarından başlayarak alnın iki tarafına gölgelemeler yapılır. Alt kısımda ise, kulağın yüze bitişik olan üst bölümünden çeneye kavisli gölge yapılır. Sonraki aşamada kulak memesinden başlayarak, yanak çukurundan buruna doğru kavisli bir gölge yapılır. Bu işlem elmacık kemiklerini belirginleştirerek yüze daha anlamlı bir ifade katacaktır. Yuvarlak yüzlerde allık elmacık kemiği üzerinden yanlarda gözün dış ucuna doğru, aşağı bölümde ise yanak çukurunda bir üçgen oluşturacak şekilde sürülür. Yuvarlak yüzlerde dikkatin orta bölüme çekilmesi gerektiği için ruj canlı sürülmelidir. Ayrıca, kaşlar ve gözler çekik boyanmalıdır.



Kare Yüz
Kare yüzlerde yüze daha yumuşak bir ifade vermek ve yüze sertlik katan açıları ortadan kaldırmak için dikkat yüzün orta bölümüne çekilmeli ve bunun için de canlı renkler kullanılması gerekmektedir. Öncelikle yüze ten rengine uygun bir fondoten uygulanır. Yüzün üst bölümünde 1- 2 ton koyu diğer fondöten kullanılarak saç diplerinden başlayarak, şakaklara doğru kavisli bir gölge yapılır. Daha sonraki alt bölümde ise kulağın üst kısmından, çeneye doğru inen yay şeklinde gölge yapılmalıdır. Çeneye aydınlatıcı tatbik edilir. Ayrıca, gözün dış kısmına ve uç yanak kemiği üzerine de aydınlatıcı sürülür. Dudaklar canlı boyanır ve allık yuvarlak yüzlerdeki gibi üçgen şeklinde uygulanır.



Uzun Yüz
Uzun Yüzlerde daha canlı ve derin bir ifade elde etmek için yapılacak işlemin yüzdeki düz görüntünün giderilmesine yönelik olması gerekmektedir. Yüzdeki uzunluk alın yada çene bölümünün genişliği yada burun dudak arasının genişliğinden kaynaklanabilir. Bu bölümlerin daha az dikkat çekmesi için doğru bir gölgeleme yapılarak geri çekilmesi gerekmektedir. Her zaman olduğu gibi yüze ten rengine uygun fondöten uygulanır. Özellikle alın ve çene bölümü yatay bir şekilde 1-2 ton koyu fondöten kullanılarak gölgelenir. Allık elmacık kemiği üzerinden kulağa doğru yatay bir şekilde sürülür.

Kaşlar, gözler ve dudakların yatay byanması daha iyi sonuç verecektir. Ayrıca alın üzerine Makyaj sanatı
bırakılan perçem ve kaküller de uzun yüzlerde hoş bir ifade oluşmasına yardımcı olacaktır. Uzun yüzlerde boyama ve gölgeleme işlemlerinin genellikle yatay uygulanmasının sebebi yüze enine doğru çekilmiş bir görüntü vermek içindir.



Üçgen Yüzler
Düz Üçgen Yüz: Düz üçgen yüzlerde alın bölümü dar, çene bölümü geniştir. Dolayısı ile alın bölümünü ortaya çıkarmak için açık renk fondöten kullanarak aydınlatmalı alın bölümü aydınlatılırken özellikle göz kenarları ve şakaklar da unutulmamalıdır. Çene bölümünü geri çekmek için koyu renk fondöten kullanarak gölgelemeliyiz. Koyu fondöten ile tam kulak altından aşağı çeneye inilerek ve yanak çukuruna doğru gölgeleme yapılır.Gölgeler çene altından boyna doğru devam edip iyice dağıtılmalıdır. Allık elmacık kemiği üzerine yuvarlak bir şekilde uygulanır. Kesinlikle köşeli hatlar yapılmamalıdır. Alın dar olduğu için kaşlar ve gözler birbirine uzak ifade verilecek şekilde boyanır.



Ters Üçgen Yüz: Bu yüz şeklinde alın bölümü geniş,çene bölümü dardır. Dolayısı ile alın bölümünün daraltılıp ki bunu 1-2 ton koyu renk fondöten kullanarak gölgeleme işlemi ile yapabiliriz, çene kemiklerinin daha belirgin hale getirilmesi gerekmektedir. Belirgin hale getirmek istediğimiz bölümler için de açık renk fondöten yardımı ile aydınlatma işlemi yapabiliriz. Alın koyu renk fondöten ile her iki yanına gölgeleme yapılarak daraltıldıktan sonra belirgin ve göze çarpan görüntüsü dengelenmiş olur. Ardından açık renk fondöten ile kulak memesinden yanak çukuru ve çeneye doğru aydınlatma işlemi yapılır ki, böylece dar olan çene daha belirgin bir hal alır. Alın geniş olduğu için gözler ve kaşlar birbirine yakın ifade verecek şekilde boyanır. Allık elmacık kemiği üzerinden ve gözün uç bölümüne doğru elips şeklinde uygulanır.




Köşeli Yüz: Köşeli yüzlerde kare yüzlerdekine benzer sert ve açılı bir ifade vardır. Yüze daha derin ve yumuşak bir ifade vermek için kemikli bölümlerin geri plana çekilmesi gerekir. Bunun için koyu renk fondöten kullanılarak gölgeleme yapılır. Ortaya çıkması istenen kısımlar ise açık renk fondöten kullanılarak aydınlatılır. Kaşlara yuvarlak bir form verilmesi yüzü yumuşatacaktır. Ruj kullanımında alt dudak daha ensiz, üst dudak ise daha dolgun gözükecek şekilde boyanır. Allık elmacık kemiği üzerine yuvarlak tatbik edilir. Köşeli yüzlerde elmacık kemikleri çıkık ise gölgeleme yapılarak daha yumuşak bir ifade verilebilir.

Pembe Manikür Seti

Pembe Manikür Seti

ebruu sanatı

Ebru Sanatı Hakkında Herşey
izafet.Com - EBRUU Sanatı Hakkında Herşey
EBRU NEDİR?
Kâğıt süsleme sanatlarının en önemlilerinden biri... Bütün Osmanlı sanatlarında olduğu gibi usta-çırak usulü ile öğrenilen ve sanatçının iradesi dışında birçok değişkenden etkilenen bir sanattır. Ebru; renklerin suyla dansının yarattığı bir ahenktir aslında. Bazı kaynaklar ebrunun, yüz suyu anlamına gelen "ab-ı ru" sözcüğünden, bazı kaynaklar ise Orta Asya dillerinden Çağatayca'da hareli görünüm, damarlı kumaş ya da kağıt anlamına gelen "ebre"den geldiğini söylese de en yaygın kanı, kelimenin kökeninin Farsça; bulutumsu, bulut gibi anlamına gelen "ebri" den gelmekte olduğudur. Her ne şekilde isimlendirilse isimlendirilsin insanlara da isim olan ebru, gizemli bir ahenk taşıyor.
Zorlu ve emek isteyen bir sanat olan ebru, geri dönüşü olmayan, tekrarı olmayan, çok değişkenli bir sanattır.
Birçok eski eserde süsleme amacıyla kullanılan ebru, geleneksel el sanatlarımızdan olmasına rağmen yakın zamana kadar unutulma tehlikesi ile karşı karşıyaydı. Dünya çapında çeşitli milletler tarafından sahiplenmeye başlanmış, bazı ülkelerde ebru yapımı sırasında kullanılan malzemeleri üreten firmalar boy göstermişti.
Ebru sanatında son devrin piri merhum Mustafa Düzgünman gerek yetiştirdiği öğrencilerle gerek bu sanata kazandırdığı anlayışla manevi hazinelerimizden birinin payidar kalmasında büyük rol oynamıştır.

MALZEMELER
KAĞIT : Emici özelliği fazla ve mat olanları tercih edilir. Genellikle birinci hamur kâğıt kullanılır.
KİTRE: Kitre, Anadolu'da yetişen, geven türü dikenli bitkilerden elde edilen, yapışma özelliği az olan bir zamk çeşididir. Suyla birlikte karıştırılarak uygun kıvam elde edilir. İpek kitresi ise, toz halinde hazır olarak satılmaktadır. Piyasada aktarlarda bulunabilen kitrenin plaka halinde, beyaz ve topraksız olanları tercih edilmelidir.
TEKNE: Ebru yapımında tekne dediğimiz, içine kitre konan kaplar kullanılır.
FIRÇA: Fırçanın sapı için, esnek olduğundan dolayı gül dalı kullanılır. Kıllar ise, at kuyruğundan elde edilir.
BOYALAR: Ebru yapımında genellikle oksit kırmızı, oksit sarı, oksit siyah, lahur çiviti kullanılır. Diğer renkler de bunların karışımından elde edilir. Güzel bir ebru için renkleri uyumlu kullanmak önemlidir. Bu nedenle koyu renklerden başlanarak renkler kullanılır. Tabandaki siyah boya, üzerindeki boyaları canlı ve aktif gösterir. Aralardaki beyazlar da renklere hareket getirir.
ÖD: Renklerin kitre üzerinde kalmasını sağlar. Boyanın içine atılarak kullanılır. İpek boyalar için kullanılmaz.
BİZ: Büyük, kalınca iğne olup, ebruya şekil vermekte kullanılır.

NASIL YAPILIR?
Ebru yapımına başlamadan önce seçilecek kağıdın ölçüsüne uygun büyüklükte bir tekne alınır, tekne kitreli su ile doldurulur. Ebru teknesi basitçe alüminyum bir baklava tepsisi gibidir. Kitre, bir bitkinin özü olup baharatçılarda (aktarlarda) satılır. Sinme bir avuç veya tepeleme iki çoba kaşığı kitre iki litre kadar su içinde 2, 3 veya 4 gün bekletilerek kitrenin su içinde iyice şişmesi sağlanır. Şişen kitre su içinde el ile yoğurularak suya karışması sağlanır. Kitreli su boza kıvamında veya az seyreği olmalıdır. Hazırlanan sıvı ince bir tülbent ile süzülerek temizlenir. Son haliyle tekneye yavaşça (köpürtmeden) boşaltılır.
Değişik renklerde toprak boyalar ayrı ayrı iki cam yüzey (veya seramik, krom) arasında iyice ezilir. Ezilme esnasında hafif su katılır. Ezilme sonrasında meydana gelen çamur benzeri boyaya sığır ödü katılarak 15 gün veya bir ay kadar bekletilir. Boyanın öd asidiyle pişmesi sağlanır. Beklemeden sonra mamül sulandırılarak kullanılır. Boya açılmıyorsa öd katılır. Rengi açmak için su kullanılır.
Bir ebru bir defa yapılabilir.
Hazırlanan boyalar fırça veya metal çubuk yardımıyla daha önce hazırlanmış olan kitreli suyun üst yüzeyine damlatılır.Boyaların açılmasını ve şekillerin yuvarlaklığını kesin olarak bilemeyiz. Ancak fikir sahibi oluruz. Yaptığımız ebrunun tam olarak nasıl olacağını değil neye benzeyeceğini bilebiliriz. Bu yüzden iki defa aynı ebruyu yapmak imkansızdır.
Kağıt tekneye serilir, iş tamamlanır.
Kağıt düzgünce tekne üzerine bırakılır, görüntünün kağıda işlemesi sağlanır. Kağıt temiz bir ortamda kurumaya bırakılır.
Su yüzeyinde meydana gelen şekiller, teknik gereksinme sonucu daha çok soyut olarak gelişir. Bu düzenlemeden sonra seçilen kağıt su yüzeyine yatırılır. Birkaç saniye sonra kaldırılır ve kitreli suyu süzülünceye kadar iki ucundan asılır.
Bu ebrû tekniğinde sanatçı, boyaların kitreli su üzerindeki dağılışına yeterince hakim olamaz. Bu yüzden bir takım kalıplaşmış ebrû tipleri oluşmuştur.

EBRU ÇEŞİTLERİ
BATTAL EBRU : Boyaların koyu renkten başlanarak, açık renge doğru fırça yardımıyla Kitreli su üzerine serpilmesiyle elde edilir. Boyalar daha sonra kağıda geçirilir. Basit bir ebru çeşidi gibi görünmekle birlikte, boyaların yüzeyde eşit miktarda ve büyüklükte dağılmasını sağlamak, özellikle ebru yapmaya yeni başlayanlar için pek de kolay olmamaktadır. Diğer ebru çeşitlerine geçebilmek için önce Battal Ebruyu doğru yapmak gerekir. GEL - GİT EBRUSU : Battal Ebru yapıldıktan sonra ince bir çubuk yardımıyla üzerine paralel çizgiler çekilerek oluşturulur.
ŞAL EBRUSU : Gel-Git Ebrusu yapıldıktan sonra yine ince bir çubuk yardımıyla enine üç adet, boyuna da iki adet ( S ) harfi, bunların aralarına da istenildiği gibi kavisler çizilerek hazırlanır.
SOMAKİ (MERMER) EBRUSU : Gel-Git veya şal Ebrusu üzerine fırça yardımıyla Battal Ebru yapılarak elde edilir.
TARAKLI EBRU : Ebru teknesinin eninden 5 mm. küçük tahtalarla, belli aralıklarla dizilmiş toplu iğne, tel veya ince çivi ile hazırlanan taraklar kullanılarak yapılır. Önce Gel-Git Ebrusu oluşturulur, daha sonra Gel-Git enine hazırlandıysa boyuna, boyuna hazırlandıysa enine tarak yardımıyla tarama yapılır. Eğer istenirse üzerine enine veya boyuna " S " harfleri çizilerek taraklı şal ebrusu oluşturulur.
HAFİF EBRU : Üzerine daha sonra yazı yazmak için oluşturulan, renkleri
soluk ve cansız ebrulardır. Burada yazı ön plana çıkar. Hazırlanan kitreye su ilave etmek ve boyalara da damlalık yardımıyla öd ve su, ilave edilerek oluşturulan malzemeyle yapılır.
AKKASE EBRU : Arap zamkı kullanılarak hafif Ebrunun bazı kısımları kapatılır. Sonra daha koyu bir ebru yapılır. Arap zamkı sürülen yerler ikinci boyaları almazlar, boş kalan bu yerlere daha sonra yazı veya Tezhip yapılabilir.
KUMLU-KILÇIKLI EBRU : Tekne iyice kullanıldıktan sonra dibinde kalan kitreden bu çeşit ebru yapılır. Kitrenin kirlenmesiyle oluşan mukavemet ve boyadaki su oranının az olmasıyla, teknede boyaların çatlaklar oluşturmasıyla elde edilir.
YAZILI EBRU : Arap zamkıyla yazılan yazıların olduğu kısım boya almaz ve o bölüm boş kalır. Yazılı Ebruyu hem Hat hem de Ebru sanatı ile uğraşan sanatçılar yapmışlardır.
HATİP EBRUSU : Zemine Battal Ebru yapılır, sonra Hatip Ebrusunda kullanılacak renkler seçilir. Tekneye boyuna ve enine dört-beş adet eşit aralıklarla boya damlatılır, içlerine diğer renkler de aynı şekilde damlatılır. Burada boyaların çaplarının eşit olmasına dikkat etmek gerekir. Daha sonra üzerlerine çubuk yardımıyla şekil verilir.
ÇİÇEKLİ EBRULAR : Zemine Battal Ebrusu yapılıp üzerine çubuklar yardımıyla lale, gelincik, karanfil, papatya gibi çiçekler yapılarak hazırlanır.

EBRU TARİHİ:
ebru sanatının ilk kez ne zaman ve nerede yapıldığı tam olarak bilinememektedir. Tarihi ve kimin tarafından yapıldığı belli olmayan bazı eserler vardır. Bugün kayıtlardaki en eski ebru 1595 yılına aittir. Şebek Mehmed Efendi imzasını taşır. Ancak, bir sanatın gelişmesi ve kabul görmesi için yüzlerce yıl geçmesi gerektiğini ve kayıtlarda da detaylı bir arama yapılmadığını düşünürsek bu sanatın çok daha eskilere dayanan bir geçmişi olduğunu kabul etmemiz gerekir.
Ayrıca, ebru kelimesinin Farsça'daki EBRİ kökünden geldiğini iddia edenler olsa da, bu kelimenin kullanılmasından yıllar öncesinde, Türkistan'da EBRE kelimesinin çok yakın anlamda kullanıldığı bilinmektedir. Yani kelimenin Farsça'ya zamanın Türkçe'sinden geçmiş olma olasılığı yüksektir. Osmanlı'nın son devirlerinde yaşamış olan Üsküdarlı Şeyh Sadık Efendi, Ebru Sanatı'nın inceliklerini öğrenmek için Buhara'ya gitmiştir. Bu da, Ebru Sanatı'nın Orta Asya kökenli olduğuna dair güçlü bir kanıttır.
Ebru Sanatı'nın günümüze ulaşmasında, Üsküdarlı Şeyh Sadık'ın büyük payı vardır. Onun devamında, Hezarfen Edhem Efendi, Necmeddin Okyay ve Mustafa Düzgünman, bir yandan sanattaki geleneği korumuş, aynı zamanda da ebru çeşitlerini tanzim ederek Ebru'yu güçlü bir sanat haline getirmişlerdir.
Ebru Sanatı ile ilgili yazılmış ilk eser, Tertib-i Risale-i Ebri adını taşır ve 1608 tarihlidir. Basitçe ebru yapımından ve ebru sanatçılığından bahseder.

Popüler Yayınlar

iletişim için;

Etiketler

jet networking (4) göz makyajı (3) oriflame (3) DORE (2) EK İŞ (2) ağrı kesici (2) baklagil (2) balık (2) ek gelir (2) fenerbahçe (2) futbol (2) (2) kozmetik ürünler (2) kusursuz ve dik göğüsler için birkaç egzersiz (2) makyaj malzemeleri (2) pierre cardin (2) rimel (2) su (2) yüzgeç (2) şeker (2) şifalı bitkiler (2) şişe (2) ADAÇAYI (1) Dolu (1) DÜNYA KADINLAR GÜNÜ. (1) Göbek ve karın yağlarında korunmak için karışım (1) Mutfakta hijyen kuralları (1) SİRKE (1) anjin (1) antiseptik (1) avrupa networking (1) ayna (1) badem (1) bebek (1) bitter (1) bronşit (1) börek (1) büfe (1) bıçak (1) cam (1) cilt bakımı (1) deprem (1) detoks (1) dolaşım (1) dolgun dudaklar (1) doğal ürünler (1) dudak kalemi (1) duman (1) duvar (1) ekiş (1) enerji (1) et (1) ev (1) ev kadınları (1) fan (1) fang shui (1) fang shui mekan tasarımı (1) fileto (1) fındık (1) fırın (1) fıstık (1) gargara (1) gebelik (1) gece (1) gevrek (1) gögüs (1) görünmezlik pelerini (1) göz altı halkaları için (1) göz kalemi (1) gül (1) gıda ölçüleri (1) hamile (1) hediye (1) hepatit (1) hindi (1) ilaç (1) kahve (1) kakao (1) kalem (1) kapıda (1) kazanç (1) kağıt (1) kelebek (1) kgelir (1) kil maskesi (1) kozmetik (1) krem (1) krema (1) kremler (1) kristal (1) kulak ağrısı (1) kurabiye (1) kömür (1) kütük puflar (1) lezzet (1) light (1) lkelerden kurtulma yöntemleri (1) mantar (1) maymun.adem ve havva (1) merhem (1) meyan kökü (1) meyve (1) mutfak ürünleri (1) mutfakta kullanılan ölçüler. (1) muz (1) nefes (1) oje (1) operasyon (1) pane (1) para (1) parfüm (1) pembe maske (1) pet şişeden çanta yapımı (1) peynir (1) plates topu (1) pul (1) renault latıtude (1) rende (1) renkler (1) resim (1) resim kalemi (1) ruj (1) selülit gidericiler (1) sigara (1) silgibardak (1) silikon kek kalıbı (1) soğan (1) soğan'ın faydaları ve zararları (1) soğanın özellikleri (1) spor (1) stres (1) sürahi (1) süt (1) sıkılaştırıcı bakım (1) sıkıntı (1) takılar (1) tansiyon (1) tavuk (1) taşan rujlar için (1) tezgah (1) tutuklama (1) un (1) uzman (1) vefat (1) yara (1) yağ (1) yemek (1) yeryüzü (1) yumurta yağ (1) zeytinyağı (1) ÖYKÜ (1) ÜZÜM SİRKESİ (1) çanta asacağı (1) çerçeve (1) çeşni (1) çikolata (1) çiçek (1) çocuk (1) ölüm (1) ülser (1) Şeker Hastalığı (1) ŞİFALI BİTKİLER (1) şike (1)